CAHİL CESURDUR, NİÇİN?

Millî Gazete'nin 13. sayfasında Dr. İhsan Alperen tarafından yazılmış olan "Cahil cesurdur, niçin?" başlıklı yazı bilimsel verilerle Numan'ın ne olduğunu anlatır nitelikte...

25 Temmuz 2010 Pazar 15:11 < MİLLİ GÖRÜŞ

Cahil cesurdur, niçin?

Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini arttırır" düşüncesini doğrulayan bir araştırmanın sonuçlarını paylaşmak istiyorum. New York Stern School of Business'te görevli psikolog Justin Kruger ve David Dunning'in birlikte yaptığı bir araştırmada ortaya çıkan bulgular; aslında insanımızın sağduyusunun yüzyıllardır "cahil cesareti" dediği şeyin bir nevi bilimsel açılımı mahiyetindedir.

Söz konusu psikologlar, metin çözme, araç kullanma, oyun vb. alanlarda yaptıkları araştırmaların sonucunda aşağıda belirtilen bulgulara ulaşmışlardır:

lNiteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.

lNiteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedirler.

lNiteliksiz insanlar, nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da âcizdirler.

lEğer niteliksizlerin nitelikleri, belli bir eğitimle arttırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Değerlendirme zaafı

Kruger ve Dunning, söz konusu teorilerini test etme fırsatı da bulup Cornell Üniversitesi'nden 45 öğrenciye bir test uygularlar. Ardından da öğrencilerden "testin sonucunda ne kadar başarılı olacaklarını tahmin etmelerini" yani kendilerini değerlendirmelerini isterler.

Öğrencilerin kendi başarıları hakkında yaptıkları "tahminleri" değerlendirildiğinde, en başarısızların (yani sadece % 10 ve daha az doğru cevap verenler), testin % 60'ına doğru cevap verdiklerine, ayrıca iyi günlerinde olsalar % 70'e ulaşabileceklerine inandıkları sonucu ortaya çıkar.

En başarılıların ise (yani en az % 90 doğru sonuç alanlar) en alçak gönüllü denekler oldukları (soruların % 70'ine doğru cevap verdiklerini düşündükleri) görülür (not: Dunning ve Kruger bu çalışmalarıyla 2000 yılında Nobel ödülü kazandılar).

Kruger ve Dunning bu hali, "kronik kendi kendini değerlendirme (auto-evaluation) yeteneksizliğine" bağlıyorlar. Çalışan kimse, kendi kapasitesini değerlendirmekten ve eksikliğini teşhis etmekten âcizdir. Ama asıl vahim olan, bu "yetersizlik ve haddini bilmeme"nin, meslekî açıdan karşı konulmaz bir itici güç oluşturmasıdır.

İşinde çok iyi olduğuna yürekten inanan "yetersiz kimse", kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan, hatta haddi olmayan görevlere talip olmaktan en küçük bir rahatsızlık duymaz ve bunu bir "hak" olarak görür.

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar ise, çalışma hayatında "fazla alçak gönüllü" davranarak kendilerine haksızlık ederler, öne çıkmamaya çalışırlar, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmazlar, kıymetlerinin bilinmesini beklerler (ve kıymetleri bilinmeyince kırılırlar ve kendilerini daha da geriye çekerler) ve muhtemelen üstleri tarafından "ihtiras eksikliği" ile suçlanırlar.

Üstleri de zaten, genelde "aynı yoldan geçmiş" insanlardır. Buna, insan kaynaklarının, iki benzer CV arasından, "kendine güvenen ve iyi sonuç alma olasılığı yüksek" adayı tercih edeceği gerçeğini de eklerseniz, Dunning-Kruger sendromunun Peter prensibinin temelini yaptığı da ortaya çıkar.

Peter prensibi: "Her çalışan, iş ortamında yetersiz olduğu noktaya kadar yükselir." Bunun doğal sonucu olarak yüksek makamlar daima yetersiz insanlar tarafından işgal edilir.

Sonuçta, "kifayetsiz muhterisler" her zaman, her yerde daha hızlı yükselirler ve daha yukarılara çıkarlar. Etrafımızda olup bitenlere baktığımızda, uzmanlara hak vermemek elde değildir.

Kifayetsiz muhterisi nasıl tanırsınız?

1. Gücünü delegasyon bahanesinden alır, ekibinin orkestra şefi havalarına girer.

2. Çok gürültü patırtı ederek çok şey biliyormuş ve yapıyormuş gibi hava estirir.

3. Koridorlarda düşünceli bir eda ile hızlı hızlı yürür.

4. "Beşer şaşar" diye düşünür, ama genellikle "şaşar beşer" kendisidir.

5. Ne olursa olsun, hazırlıklıymış ve olacakları önceden biliyormuş gibi davranır.

6. Üstlerine karşı son derece kibar olmasına karşın; altındakileri ezer, özellikle de en çok ihtiyaç duyduklarına kötü muamele eder.

7. İktidar ilişkileri ve göstergeleri onun için çok önemlidir. Astlarına kimin üst olduğunu hatırlatmayı sever.

8. İlk denemede başarılı olamazsa, başarısızlığının belgelerini yok etmeyi unutmaz.

9. Talimatlarını "post-it" ile, "e-posta" ile verir, böylece astlarıyla yüzleşmekten kaçınır.

10. Toplantılarda başkasının sözünü tekrarlamak pahasına da olsa, son sözü mutlaka o söyler. Çevrenize şöyle bir baktığınızda, bu örneklerden ne kadar çok olduğunu görmekte hiç zorlanmazısınız.

Sözün özü: Hayat bir elek gibidir, eğer gerçekten iyi ve kaliteli iseniz, bir gün keşfedilir ve hak ettiğiniz yere gelirsiniz.

O.G.

 
YORUM EKLE
    YORUMLAR
DÖVİZ KURLARI
USD 7.3985     EURO 9.0105     IMKB 1542     ALTIN 442,399    
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 06:03
Güneş 07:28
Öğle 12:40
İkindi 15:19
Akşam 17:42
Yatsı 19:02