“ERBAKAN’IN HUKUK ZAFERİ” (!)

Son derece abartılı şekilde Erbakan "lehine" verilen bu kararın arkasında bir hinlik aramamak kadar saflık ben "Millî Görüşçüyüm" diyen hiç kimseye yakışmaz.O halde gelin birlikte olayın arka planını irdelemeye çalışalım...

25 Eylül 2010 Cumartesi 20:21 < ERBAKAN

                “ERBAKAN’IN HUKUK ZAFERİ” (!)

Millî Görüş tarihi boyunca hiçbir zaman haklılığını dikkate almadan gözü kapalı Erbakan aleyhine karar veren HİLE REJİMİ VE KÖLE DÜZENİ yargısı şeytanın bacağını kırıp ilk kez lehine bir karar vererek Saadet Partisi kongresini kayyum diye avukatlarına emanet etti.

Son derece abartılı şekilde Erbakan “lehine” verilen bu kararın arkasında bir hinlik aramamak kadar saflık “ben Millî Görüşçüyüm” diyen hiç kimseye yakışmaz.

O halde gelin birlikte olayın arka planını irdelemeye çalışalım…

Numan Kurtulmuş, sürekli şikâyetçi olduğu Erbakan’ın gölgesinden, vesayetinden kurtulup liderliğini ispatlamak için -yapılan ikazlara aldırmayarak- bizzat kendi topladığı Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresine Genel Başkan olarak girip ancak 4 delegeden 1’inin oyunu alarak çeyrek genel başkan olarak çıktı…

Liderliğini yaptığı partinin mensuplarına, demokratik ilkelere ve kendine saygısı olan bir genel başkanın oylama sonuçları ortaya çıkar çıkmaz derhal istifa etmesi gerekirken; medyanın da büyük gayretleri ve işgüzarlığı ile Numan Kurtulmuş bin dereden sular taşıyıp bir sürü uyduruk bahane arkasına saklanarak görevini sürdürme çabasına girdi.

Erbakan’ın istifa çağrısına da aldırmayan Numan Kurtulmuş’un bu antidemokratik tutumunu ve eşi görülmemiş pişkinliğini sürdürmesi üzerine tabandan gelen tepkiler arttı, çığ gibi büyüdü.

Ve Erbakan’ın isteği ile 650 delege noter kanalıyla yeni bir kongre talebinde bulunarak bu tepkilerini resmileştirdiler.

Ancak baskı, hile ve başka birtakım yöntemlerle 33 delegeye imzasını geri çektiren Numan Kurtulmuş ve ekibi kongreye gitmeme kararı alarak direnişini sürdürdü.

Bu antidemokratik ve siyasi etik dışı tutumunu medyanın artarak devam eden desteği ile sürdürürken Saadet Partisi tabanında tansiyon giderek yükselmeye ve tepkiler artmaya devam etti.

Fakat bu tepkileri sabote ederek medyanın da saptırıcı desteği ile Erbakan ve Millî Görüşçüler aleyhine kullanmayı planlayan Numan Kurtulmuş ve ekibi İstanbul İl Başkanının tertiplediği iftar programında düzenlenen olayları fırsat bilerek adeta ülke gündemini rehin almaya çalıştılar.

Ancak her ne kadar medyanın gayretkeşliği sayesinde olaylar Erbakan ve Millî Görüşçülere fatura edilmeye çalışıldıysa da Numan Kurtulmuş’un Saadet Partisi tabanı tarafından istenmediği realitesi de ister istemez bütün çıplaklığı ile boncuk gibi gözler önüne konulmuş oldu.

Numan Kurtulmuş Saadet Partisi teşkilatlarından gelen ve sürekli büyüyen tepkiler karşısında çaresiz kalınca ekibi ile birlikte gidip Erbakan’ı konutunda ziyaret ederek yardım talebinde bulunmak zorunda kaldı.

Erbakan, daha önce iftar programındaki üzücü olayları tasvip etmediğini yazılı bir açıklama ile ortaya koyduğunu, gerekirse daha etkili şekilde tekrar bir uyarı yapabileceğini belirtti ve bu doğrultuda yeni bir açıklama yaptı.

Ancak Numan Kurtulmuş bununla da yetinmeyerek Erbakan’ın giderek artan tepkileri engellemesini, yapanları suçlayıp dışlamasını da medya üzerinden istedi.

Numan Kurtulmuş ile polemiğe girmeyen Erbakan davet edildiği iftar programlarına katılmaya devam etti. Yaptığı konuşmalarda sadece Millî Görüş’ü anlattı, sadakatle doğru yola devam edilmesini, 40 yıllık mücadeleden vazgeçilmemesini ve istikametten ayrılınmamasını istedi.

Bu konuşmalardan gocunan Numan Kurtulmuş ve ekibi Erbakan’a karşı saldırgan tutumlarını sürdürürken Saadet Partisi teşkilatlarından ve tabanından gelen dinmek bilmeyen, artarak devam eden tepkilere daha çok muhatap oldular.

Bu süreç siyasi partilerin referandum kampanyalarına denk geliyordu. Diğer liderler birçok ilde EVET ya da HAYIR için mitingler yaparken; Numan Kurtulmuş Saadet Partisi tabanından gelen tepkiler nedeniyle İstanbul Arnavutköy’de 200 kişinin katıldığı fiyaskoya dönüşen bir miting dışında yapılacağı açıklanan mitingleri yapamadı.

Erbakan’ın çağrısı üzerine yeni bir kongre talebinde bulunan Saadet Partisi teşkilatlarına karşı direnen Numan Kurtulmuş artık hiçbir siyasi etkinlik yapamıyor, mecalsiz ve çaresiz tek sığınağı olan yandaş televizyon stüdyolarından burnunu bile dışarı çıkaramıyordu.

Teşkilatlardan izole edilerek tamamen pasifsize olan Numan Kurtulmuş eylemsizliğe ve hareketsizliğe mahkûm edilerek adeta kıpırdayamaz duruma gelmişti.

Ancak Erbakan bastırmaya devam ediyordu… İstanbul, İzmit ve Bursa gibi illere gölge il başkanları tayin ederek olağanüstü il kongresi taleplerini örgütledi. Bu illerde ilçe teşkilatlarının ve delegelerin büyük çoğunluğu Erbakan’ın isteği doğrultusunda imza verip çalışmalara fiilen katıldılar.

Bir genel seçimin hızla yaklaştığı bu süreçte Numan Kurtulmuş ve ekibi Saadet Partisi’ni kilitlemiş, ne herhangi bir rutin faaliyet yapabiliyor ve ne de kongreye götürebiliyordu.

Çünkü bir kongre kararı alması halinde aleyhine yükselen bu tansiyon nedeniyle Numan Kurtulmuş ve ekibinin salona girmesi bile büyük risk halini almıştı.

Buna karşın Erbakan her türlü siyasi faaliyetini Millî Görüş Lideri olarak yürütürken Numan Kurtulmuş adeta buzdolabına, pardon Tv stüdyolarına saklanmak zorunda kalmıştı.

Ama siyasette çareler tükenmezdi ve de nihayet bir çözüm şekli bulundu… Türkiye’de ne zaman statüko yanlıları sıkışsa hile rejimi ve köle düzeni yargısı imdada koşuyordu. Bu kez de öyle oldu.

Mahkeme hiç olmadık şekilde Erbakan için son derece kıyak (!) bir karar vererek kongre yapma görevini (Saadet Partisi yönetimini değil!) dava açan Erbakan’ın avukatı ve şiddetli Numan Kurtulmuş karşıtlığı ile temayüz eden iki delegeye kayyum olarak verdi!

Böylece Numan Kurtulmuş’un mağdur rolü oynayabileceği bir senaryo ile yeni bir strateji uygulanmasına imkân sağlanmış oldu!

Numan Kurtulmuş’u içine düştüğü sıkışmışlıktan kurtarmak için artık yandaş kalemşorlar gerdan kıra kıra şöyle diyebilecekler:

“Bugüne kadar Erbakan’a göz açtırmayan yargı elbette ki bu kararı boşuna vermedi. Çünkü Numan Kurtulmuş Saadet Partisi’ni iktidara taşıyacaktı. Bunu istemeyen yargı Saadet Partisi’nin anahtarını Erbakan’ın eline vererek bitirmek istiyor.”

Ne var ki bu spekülatif senaryoda iki husus var ki fena halde sırıtıyor…

Birincisi, Bu filmi Millî Görüşçüler daha önce izlemişti. Bu yeni ve orijinal bir senaryo değil. 28 Şubat sürecinde Erbakan siyasi yasaklı duruma getirilip partileri kapatıldıktan sonra Recep Tayip Erdoğan birçok ilde büyük mitingler yaparak Millî Görüşçüleri kendine bağlamaya çalışıyordu.

 Siirt’teki mitingde yaptığı konuşma sırasında bir Kürt Yahudi’si olan Türkçü Ziya Gökalp’in şiirini okuyup minareler süngü kubbeler miğfer demiş, şecaat arz etmişti. Bunun üzerine şanlı Türk yargısı durumdan vazife çıkarmış, 6 ay hapse mahkûm edip cezaevine yollamıştı. Böylece sağladığı mağduriyet rolü ile Tayip Erdoğan’a AKP’yi kurup tek başına iktidar olmasının yolunu açmıştı…

Şimdi de şanlı Türk yargısı benzeri bir mağduriyet rolünü Numan Kurtulmuş için hazırlayıp Erbakan karşısında içine düştüğü acziyet ve çaresizlikten kurtarmaya çalışıyor. Bakalım Millî Görüşçüler bu oyuna ikinci kez gelip zokayı yutacaklar mı?

İkinci sırıtan husus AKP yandaşı medya ve yazarların tutumudur. Çünkü baştan itibaren Erbakan’a karşı Numan Kurtulmuş’u ve ekibini var gücü ile destekleyen ve halen bu desteklerini sürdüren bu çevreler Erbakan karşısında mağduriyet rolünün oynanmasını imkânsız hale getirmektedirler.

Saadet Partisi teşkilatlarının “Numan Kurtulmuş sizi iktidar yapacak ama yargı buna fırsat vermiyor” propagandasına inanmasını zorlaştıran AKP medyasının ve Millî Görüş karşıtı münafık yazarlarının bu tutumu aşılması zor bir handikap olarak gözüküyor.

Öyle ya “Mademki Numan Kurtulmuş Saadet Partisi’ni iktidara taşıyacak; o halde AKP medyası niye desteklesin ki…” demezler mi?

Ama şöyle ama böyle Erbakan’ın çağrısı üzerine Saadet Partisi olağanüstü kongresi için başlatılan süreç sonuç vermiş bulunmaktadır.

Erbakan karşısında şah-mat olan Numan Kurtulmuş’u kurtarmak için ölümlerden ölüm beğenmek zorunda kalan kripto Yahudiler yargıyı kullanarak kongre yapılmasını sağlayıp bir çıkış kapısı aralamış oldular.

Ancak aralanan bu kapıdan Numan Kurtulmuş’un sıyrılıp Saadet Partisi’nin dizginlerini ele geçirmesi olasılığı hiç yoktur.

Açıkçası Numan Kurtulmuş hala bir umutsuz vakadır.

                       >>>>>>>>>>>>>>O<<<<<<<<<<<<<<<

O.G.

YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • Yusuf Erener - 27 Eylül 2010 Pazartesi 11:55
    Yazıda mahkemenin Erbakan lehine aşırı karar vermesi eleştirilmiş... Yani Numan cephesinin istediği mağdur rolünü oynamalarını sağlayacak güzel bir malzeme... Tıpkı Tayyip'in de yargı tarafından bir şiir okuması yüzünden mağdur edilmesi gibi Numan da aynı yargı tarafından mağdur ediliyor imajı oluşturulmak istendiği yazıda anlatılıyor.
  • ali tat - 24 Eylül 2010 Cuma 19:27
    EĞER YAHUDİLER NUMAN KURTULMUŞU MAĞDUR ROLÜ VERMEK İÇİN MAHKEME KARARINI VERDİLER İSE YAPILAN KONRENİN MAHKEMEYE VERİLMESİNİ DE Mİ YAHUDİLER YAPTILAR. BU OLAYDA ERBAKAN HOCAMIZIN YAPMAK İSTEDİĞİ NEDİR?
  • salamon - 24 Eylül 2010 Cuma 10:42
    Kardeşler Sp hakkında mahkemenin verdiği kararda hinlik aramağa gerek tok. sanırım şoktasınız. SP ARTIK DEVLET PARTİSİ.şu an itibarı ile İlçelerde kaymakam,İllerde Vali Genelinde Cumhurbaşkanı fiilen SP nin İlçe,İl,Genel Başkanı görevlerini devlet adına yürütmekte anlamı çıkmıyor mu? Sizce bu Hocamın 40 yıllık söyleminde gizlenen ifrelerin adeta bir keramen tecellisi olarak açığa çıkmış hali değil mi? Mehdiyet ve altınçağın adımlarının ayyuka çıkış işaretleri değil mi? feraset ile bakarsanız bu konu üzerinde 500 sayfalık kitap yazılır. müthiş bir BOMBA bu ama şoktan kurtulun ve sadakatle olayları izlemeye devam edin. Hızır A.S. devrede maehdiyat ekolüne Allah'ın izni ile sürekli yardım ediyor. bundan sonraki yaşanacak BOMBALARA kendinizi hazırlayın.İNSANLARIN (muttakilerin) sevinçten şevk ve heyecandan balkonlardan atlayacağı günlere girmiş bulunuyoruz.Bu tarihi günü not edin ve HOCAMIIN sakın gönlünüzdeki yerini sıcak tutun yeter. selamlar
  • YASİN GÜNGÖR - 24 Eylül 2010 Cuma 00:14
    Tam kırk yıldır, davanın sahibine, davaya, davanın 1.dereceden liderine(peygambere) tam bir teslimiyetle teslim olduğuna,

    * İzzeti, sadece Allah’ın katında, peygamberin yolunda, müminlerin yanında aradığına,

    * Küfre asla boyun eğmediğine,

    * Söz sahibi olduğu her dönemde adaletle hükmettiğine,

    * Halkına hep güzellikleri müjdeleyip tehlikelere karşı koruduğuna,

    * Her zaman ”sadıklar” ve mazlumlarla beraber, zalimlere ve zulme karşı olduğuna, aynel yakın şahit olduğumuz Milli Görüş Liderine “SADAKAT” bir şereftir.

    Aksini düşünenler, nelere şahit oldular ki bu sözden rahatsız oluyorlar ve bilmiyorlar ki hayran oldukları kişi de(merhum Aliya İzzet) ;”Biz dünyanın öbür tarafında sn. Erbakan’ın kıymetini anladık da siz yanı başında anlamadınız” diyerek “sadakatini” ifade etmiştir.

    Dünya Milli Görüş siyasetine muhtaçtır. Bu gerçeği kırk yıl sonra anlayıp siyasete soyunanlar, bir gün nerede ve kimlerle siyaset yapmaları gereğini de anlayacaklardır.
DÖVİZ KURLARI
USD 8.7024     EURO 10.3111     IMKB 1383     ALTIN 491,064    
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:05
Güneş 04:55
Öğle 12:32
İkindi 16:27
Akşam 19:59
Yatsı 21:41