Harun Yahya

23 Temmuz 2014 Çarşamba 01:00 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ALAY ETMENİN KAYNAĞI KİBİRDİR

 
 
Alay etmenin kaynağı kibirdir

 

Bir insanın kendini diğer insanlardan büyük görmesine, üstün tutmasına "kibir" denir. Kibirli kişiler, diğer insanlara karşı, onları aşağı gördüklerini hissettiren bir tavır sergilerler. Ancak kibiri yalnızca insanlara karşı gösterilen bir tavır bozukluğu olarak düşünmek doğru olmaz. Çünkü kibirli insanlar aynı zamanda Allah'ın dinine uyma, doğru yola davet edildiğinde bu yola icabet etme konusunda da büyüklenirler.

İnsan, vicdanıyla hareket etmediği, nefsinin telkinlerine uyduğu,  Allah'ın Kuran'da tarif ettiği ahlakı uygulamadığı müddetçe nefsinin bu tuzağına düşecektir. Çünkü Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi, "… nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir..." (Yusuf Suresi, 53) Şeytanın telkinlerine uyan ve kendilerini hiçbir gerçekliği olmayan üstünlüklere sahip gören kişiler, artık tamamen nefislerinin kontrolünde hareket ederler. Bundan dolayı da kibirli olmaları ya da diğer bir deyişle büyüklenmeleri kaçınılmazdır.

Kibir, şeytanın da en belirgin özelliklerinden biridir. Kuran'da bildirildiği gibi Allah, meleklere Hz. Adem (as)'a secde etmelerini emrettiğinde İblis hariç hepsi secde etmiş, İblis ise secde etmekte direnmiştir. Kuşkusuz bunun sebebi, kendisini büyük bir akılsızlıkla, Hz. Adem (as)'dan üstün görmesi ve bundan dolayı büyüklenmesidir. Kuran'da şeytanın bu durumu şöyle anlatılır:

Ve meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kâfirlerden oldu. (Bakara Suresi, 34)

... sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı. (Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." (Allah:) "Öyleyse ordan in, orda büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin." (Araf Suresi, 11-13)

Ancak ne şeytanın, ne de onun sahte çağrılarına uyanların herhangi bir üstünlükleri yoktur. Aksine bu kişilerin Allah'ın herşeyin üstünde güç sahibi olduğu gerçeğini inkar ederek içine düştükleri akılsızlık, onları küçük düşürmektedir. Allah Kuran'da kendilerince "büyüklük" iddiasında olanlar için "… onların göğüslerinde kendisine ulaşamayacakları bir büyüklük (isteğin)den başkası yoktur..." (Mümin Suresi, 56) şeklinde haber vermiştir. Bu ayetten de anlamaktayız ki, inkârcılar ne kadar arzu etseler de istedikleri büyüklüğe ulaşamazlar. Çünkü büyüklük yalnızca Allah'a aittir ve Allah ancak Kendisi'ne itaat eden kullarını yüceltir. Azgın inkârcıları ise hem dünyada, hem de ahirette küçük düşürür. Yukarıdaki ayetin ardından gelen ayetlerde de Allah, inkârcıların nasıl bir körlük ve kavrayışsızlık içinde olduklarını şöyle bildirmiştir:

Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyüktür. Ancak insanların çoğu bilmezler. Kör olanla (basiretle) gören bir olmaz; iman edip salih amellerde bulunanlarla kötülük yapan da. Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz. Şüphesiz kıyamet-saati, yaklaşarak gelmektedir; bunda hiçbir kuşku yok. Ancak insanların çoğu iman etmiyorlar. (Mümin Suresi, 57-59)

Yukarıdaki ayetlerde de haber verildiği gibi insanların çoğu Allah'ın gücünü ve büyüklüğünü kavrayamadıkları için, kendilerine bir lütuf olarak verilen özelliklerden dolayı kibirlenir ve büyüklenme hevesine kapılırlar. İşte bu insanların içlerindeki kibiri dışarı vurma yöntemlerinden bir tanesi insanlarla alay etmektir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, onları küçük gördüklerini hissettirerek kendilerini yüceltebileceklerini zannederler. Bunlardan dolayı da din ahlakından uzak olan cahiliye toplumlarında "alaycılık" çok yaygın bir davranıştır.

Alaycı insanlar içlerindeki büyüklük hevesi nedeniyle sürekli herkesin eksik yönünü görür, güzel yönlerini ise fark edemezler. Bu tip kişilerin her birinin kendilerine göre kibirlendikleri bazı özellikleri vardır. Örneğin kimi başarısından, kimi güzelliğinden, kimi de zenginliğinden dolayı kibirlenir. Bundan dolayı da bu yönlerde eksiği olan insanlarla karşılaştıklarında onların eksiklikleriyle alay ederler. Kendilerine bu özellikleri verenin Allah olduğunu ve dilediği her an geri alabileceğini düşünmeksizin böylesine azgın bir tutum sergilerler.

Cahiliye toplumlarında din ahlakından uzak olan yapı sebebiyle, alaycılık yaşamın kopmaz bir parçası halini almıştır. Çocuklar, gençler hep bu kültür ve ahlakla birlikte büyürler.

İman etmeyen insanlar Allah'ın insanlar için seçip beğendiği din ahlakını yaşamadıkları için Kuran'dan tamamen uzak bir yapıdadırlar. Bu nedenle de kendi aralarındaki günlük yaşamlarında alaycı tavırlar çok yaygındır.

Bu ahlak bozukluğunun altında kibirli olmaları ve güzel ahlakı yaşamamaları yatar. İçlerindeki bu kibir çeşitli nedenlerden dolayı ve birçok şekilde kendini belli eder. Bulundukları ortamda en üstün kişi olmak istedikleri için başkalarının güzel özelliklerini gördüklerinde onlarla alay ederler. Bu yolla karşılarındaki kişiyi aşağılamayı, onu insanların gözünde küçük düşürmeyi ve onun moralini bozmayı hedeflerler. Bu kişinin diğer insanların beğenisini ve takdirini kazanmasını istemezler. Allah'ın Kuran'da öğrettiği gerçek sevgiyi, şefkati, merhameti yaşamadıkları için de alay ederek birbirlerini kırmaktan çekinmezler.

Günlük hayatları bunun örnekleriyle doludur. Arkadaşlarının ya da başka insanların eksiklikleriyle, fiziksel kusurlarıyla ya da hatalarıyla kendi aralarında konuşarak, alay ederler. Ayağı kayıp yere düşen, boğazına bir şey kaçan, dili sürçüp bir kelimeyi yanlış söyleyen birini gördüklerinde abartılı ve uzun süreli gülüşlerle taciz ederler. Ardından da yine o kişi hakkında küçük düşürücü yönde konuşmalar yaparlar. Hatta o an gülerek o kişiyi taciz ettikleri gibi, daha sonraki günlerde de her fırsatta bunu ona hatırlatarak, utandırmaya çalışırlar. Alaya maruz kalan kişiler de aynı ahlakı yaşamaktadırlar. Sonraki günlerde kendileriyle aynı duruma düşen birini gördüklerinde onlar da o kişilerle alay edeceklerdir. Yani tüm bu kişilerin arasında sanki "sessiz" bir cahiliye anlaşması vardır. Bu yüzden kendileriyle alay edildiğinde onlar da kendilerine gülünenden daha fazla gülerek bu durumu bastırmaya çalışırlar. Canları yanmış olsa bile bunu hissetirmemeye çalışırlar. Çünkü taciz olduklarının anlaşılması, kendilerince küçük düşmeleri anlamına gelmektedir.

Bunun dışında bazı kişiler de yolda fiziksel yönden eksikliği olan birini gördüklerinde elleriyle o kişiyi işaret ederek, gülmeye ve kendilerince alay etmeye çalışırlar. Eksikliği olan kişinin bunu görebileceğini ve taciz olabileceğini bildikleri halde böyle çirkin bir tavrı uygulamaktan çekinmezler. İnsanların kıyafetleriyle, saç şekilleriyle, konuşma tarzlarıyla, şiveleriyle, üsluplarıyla, meslekleriyle ve hatta yaşam şekilleri ile alay etmeyi bir eğlence şekli olarak değerlendirirler. Bunu da daha önce belirttiğimiz gibi yalnızca kendi gururlarını tatmin etmek, başkalarının takdir edilmesini önlemek ve diğer insanları kendilerince küçük düşürmek kastıyla yaparlar.

 

Sayı: 820


YORUM EKLE
    YORUMLAR
DÖVİZ KURLARI
USD 0.0000     EURO 0.0000     IMKB 0     ALTIN 0,000    
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 05:09
Güneş 06:30
Öğle 12:13
İkindi 15:16
Akşam 17:46
Yatsı 19:02