MEDYANIN ERBAKAN’A ŞEYTAN KİNİ SÜRÜYOR…

Spesifik olarak Millî Görüş'e ait olan alt tarafı % 2,5'luk Saadet Partisi'ni, bizzat kurucusu, yürütücüsü ve emektarı Erbakan'a çok görmek de niye?

07 Ekim 2010 Perşembe 01:48 < ERBAKAN
 
MEDYANIN ERBAKAN’A ŞEYTAN KİNİ SÜRÜYOR…

Erbakan’ın 41 yıllık siyasi mücadelesini bir cümle ile özetleyin dense “Dünya Siyonizm’inin, Türkiye’den başlayarak yeryüzündeki tahakkümüne son verip Adil Düzen’in hâkim olduğu Yeni Bir Dünya kurma azmi” şeklinde ifade edilebilir.

Çıplak gözle bakıldığında ileri yaşlarda ve sağlık sorunları olan Erbakan için; bu açıkladığı hedefinin oldukça uzağında, umutsuz bir vakadır demekten öte bir şey söylemek mümkün değildir.

Bu durumda 60 partinin bulunduğu bir Türkiye’de, 41 yıldır bütün varlığını adadığı Millî Görüş’ün % 2,5’lardaki 5. Partisi Saadet’i “Niye evine çekilip Numan Kurtulmuş’a bırakmıyorsun? Bu ne hırs, bu ne koltuk sevdası böyle?” diye Erbakan’a reva görmeyen medyanın bunca program, haber, söyleşi yaparak, makale yayınlayarak bir yoğun tepki ve karşı mücadele başlatması insana çok mantıklı gelmiyor!

Spesifik olarak Millî Görüş’e ait olan alt tarafı % 2,5’luk Saadet Partisi’ni, bizzat kurucusu, yürütücüsü ve emektarı Erbakan’a çok görmek de niye?

Çünkü Saadet Partisi’ni ne kimseden gasp etmiş, ne para zoru ile ve ne de entrika ile ele geçirmiştir; anasının ak sütü kadar helal, kendinin bizzat kurduğu öz malıdır. İster kendisi başına geçsin, ister oğluna bıraksın, ister bir başkasına emanet etsin kime ne, kim karışabilir?

Kaldı ki yürürlükteki sistem ve hukuk düzeni içerisinde yasal yoldan Numan Kurtulmuş’u istifa etmek zorunda bırakarak Saadet Partisi’nin yönetimini meşruiyet dairesinde yeniden ele almıştır.

Efendim Saadet Partisi bir tek Erbakan’ın mı herkesin emeği, katkısı, payı, hakkı var demek de doğru değil.

Erbakan’ın kurduğu Millî Görüş’ün 4 partisi kapatıldı. Önce ANAP’ı, sonra da AKP’yi kurduranlar, neredeyse yetiştirdiği tüm kadrolarının, oluşturduğu tüm tabanının ve kendi elleriyle kurduğu kurum ve kuruluşlarının üzerine iki kez çöküp aldılar babalarının malı gibi kullandılar. Şu son Partisi Saadet de müsaade etsinler Erbakan’ın olsun.

Örneğin tarihi Demokrat Parti’nin, Adalet Partisi’nin ve Doğru Yol Partisi’nin devamı olan şu anki DP’nin de başına ileri yaşına gelen Hüsamettin Cindoruk getirilmiş ve iddialara göre partinin milyonlarını yürütmüşken… Niçin kimse hiç dert edinmiyor, oralı olmuyor, ismini anmıyor da varsa yoksa illa da Erbakan’ın Saadet Partisi’ni Numan Kurtulmuş’un elinden alması bunca mesele yapılıyor?

Koskoca büyük gazetelerin anlı şanlı başyazarları, büyük televizyonların ünlü anchormanları, programcıları nicedir bütün mesailerini Saadet Partisi kongrelerine, Numan Kurtulmuş’u savunmaya ve Erbakan’a veryansın etmeye ayırmış bulunuyorlar?

“Bu ne iş?” diye kimse de işkillenip pek meraklanmıyor. Zaten Türkiye’de peş peşe öyle acayip işler oluyor ki bir şeyin merakı mucip olması çok zor.

Belki bu yüzdendir medyanın Erbakan’a yönelik eski günlerindekini aratmayan yeniden nüksedip bir türlü dinmek bilmeyen şeytan kini ve gazabı sıradan insanların pek tuhafına gelmiyor, olağan karşılanıyor.

Oysa gelişmelere çıplak gözle değil de siyaset laboratuarında incelenerek bakıldığında Erbakan’ın Numan Kurtulmuş’u Saadet Partisi Genel Başkanlığından istifa etmek zorunda bırakması sanılanın çok daha ötesinde büyük ve derin sarsıntılara yol açmış durumdadır.

Belli ki çok büyük bir Siyonist oyun bozulmuş, umut bağlanan bir büyük tezgâh dağıtılmıştır. Çünkü homurdanmalar, uğultular çok daha derinlerden geliyor ve olabildiğince az dışa vurulup kamuoyuna yansıtılıyor.

Peki, ama neden? Çünkü bunun pek fark edilmeyen bir önemli nedeni olmalıdır. Değilse yok yere bu olağanüstü tepkiler niye olsun; değil mi?

Bunun gerçek nedenini El-Aziz’den başka bir yerden öğrenmek pek olası değil; o halde isteyerek ya da istemeyerek dinleyin bakalım:

Erbakan 41 yıl önce Millî Görüş’ün hedefi olarak deklare ettiği Yeniden Büyük Türkiye, İslam Birliği, Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya hedefini gerçekleştirmek üzeredir.

Şu anda Türkiye’yi millî derin devlet aracılığıyla yöneterek dünyanın yeni ekseni haline getiren Erbakan, bir aysberg gibi fiilen İslam Birliği’ni gerçekleştirip Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya’nın oluşumunda büyük mesafe almıştır.

Şimdi ise Türkiye’nin iç dizaynını yeniden tanzim etmek amacıyla Saadet Partisi’ni iktidara hazırlamak için başından Numan Kurtulmuş’u uzaklaştırmış bulunuyor.

Çünkü Saadet Partisi iktidar olduğunda Erbakan millî derin devlet aracılığıyla değil doğrudan Türkiye üzerinde İslam Birliğini yönetecek, Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya için daha büyük ve nihai adımları atacaktır.

Kamuoyu ve halkımız bu gerçekliğin farkında olmasa da derin güçler çok iyi bilmektedirler. Bu yüzden Saadet Partisi’ni Millî Görüş doğrultusundan saptırıp Erbakan’ın kontrolünden çıkarması için Numan Kurtulmuş bu derin güçlerin etkilediği çevrelerce olağanüstü bir şekilde destekleniyordu.

Şimdi de Saadet Partisi’nin başından Numan Kurtulmuş’u uzaklaştırdığı için adeta çıldırarak Erbakan’a bitmez, tükenmez bir kin ve gazapla gözü dönmüşçe saldırıyorlar.

Muhtemelen bu saldırılarını, Erbakan Saadet Partisi’nin başına getireceği ismi açıkladığında daha da arttırıp şiddetli bir kampanyaya dönüştüreceklerdir.

Artık yapabilecekleri tek şey, olağanüstü tepkiler vererek, çılgın yaygaralar kopararak, yoğun karalama kampanyaları başlatarak Saadet Partisi’nin iktidara gelmesini engellemek ve Erbakan’ı milletin gözünden düşürüp çaresiz durumda bırakmaya çalışmaktır.

Bunun için Saadet Partisi’nin başına gelecek kadronun mutlaka inançlı, gayet cesur, dirençli, sabırlı ve dirayetli olması gerekiyor.

Ancak Erbakan ne olursa olsun her şeye rağmen başaracak ve hedefini mutlaka gerçekleştirecektir. Çünkü bugüne kadar Erbakan ne Türkiye’de ne dünyada Siyonizm karşısındaki mücadelesinde -bazen geri adım attıysa bile- hiç gerilemedi, yeni hamlelerle daima ilerledi, zemin kazandı. Gerileyen ve zemin kaybeden hep Siyonizm oldu.

 Erbakan defalarca partileri kapatılıp siyasi yasaklı konuma getirildi ama ne devletten ne de siyasetten uzaklaştırılabildi. Artık Erbakan her şeye sahiptir ve hedefine oldukça yaklaşmış durumdadır.

Allah nurunu muhakkak tamamlayacaktır.

Erbakan bunun için seçilmiş bir özel şahsiyettir.

İlahi bir desteğe sahip olmayan hiç kimsenin Erbakan’ın tek başına yaptıklarının çok azını bile büyük bir güç ve iktidarla dahi yapması mümkün değildir.

Çünkü Erbakan sadece Türkiye’de değil, Siyonizm’e karşı küresel bir mücadele vermekte ve kazanmaktadır.

Akıbet Erbakan’la beraber olan muttakilerin olacaktır. Çünkü bir insanın takvası, yani Allah katındaki değeri ve önemi Erbakan’a olan yakınlığı nispetindedir.

                                  >>>>>O<<<<<

YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • rümeysa - 23 Ekim 2010 Cumartesi 13:48
    muhterem hocamı çok seviyorum.ve onu sevenleri de çokseviyorum.Rabbim razı olsun
  • rümeysa - 23 Ekim 2010 Cumartesi 13:48
    muhterem hocamı çok seviyorum.ve onu sevenleri de çokseviyorum.Rabbim razı olsun
  • ebu ammar - 07 Ekim 2010 Perşembe 13:24
    bu cümlenizi not ediyorum."Muhtemelen bu saldırılarını, Erbakan Saadet Partisi’nin başına getireceği ismi açıkladığında daha da arttırıp şiddetli bir kampanyaya dönüştüreceklerdir."
    yarın saadetin başına erbakan hocamız muhakkak ki birini getirecek... gelecek kişiye sakın en büyük muhalefet el-aziz olmasın... eğer böyle olursa sizin de dış güçlerin emrinde olduğunuz hissine kapılacağım.
  • yusuf ayyıldız - 06 Ekim 2010 Çarşamba 12:05
    Refah Partisi'nin seçim çalışmalarında Erbakan Hoca,menfi medyadan bahsederken,eliylede işaret ederek''Tüm kanallardan ve gazetelerden necaset aktığını,toplumun manevi yapısında ahlaki tahribata ve çöküntüye sebeb olduğunu,bundan kurtulmanın ise müspet medya ile mümkün olacağını''anlatırdı.O zaman bahsettiği yozlaşmış menfi medyanın önemli ayağı olan kanallar,kırmızı noktalı flim ve dizilerle doluydu.Toplumu özbenliğinden ve Milli Görüş'ten uzaklaştırıp,batı tipi,laik,jakoben bir insan profili oluşturmaya çalışıyorlardı.Sözde İslamcı medya ise hiç yoktu.Sonrasında ise ilk kurulan Tv,Kanal-7 oldu.İhanet etti.1990'dan sonra sözde İslamcı gazete,dergi,Tv'ler kuruldu.Hepsi istisnasız yaptıkları Erbakan düşmanlığı ile ön plana çıktılar.Adeta o dönemde ahlaksız yayınlar yaparak,batı tipi insan oluşturmaya çalışarak necaset akıtan kanalların yerini ise şimdi,Erbakan düşmanlığı yapan sözde İslamcı medya aldı.Erbakan düşmanlığı ile ön plana çıkan bu kanallardan, ayrı ayrı,çeşit çeşit,tuhaf tuhaf necaset fışkırıyor...Bir kere siz!...Hayatınız boyunca hiç Milli Görüş'cü olmadınız ki...SP'nin içişleri sizi bu kadar neden ilgilendiriyor?...Erbakan'ı eleştirmek,hakaret etmek,dil uzatmak cesaretini nereden alıyorsunuz?...Sizin,kırmızı noktalı flimler yayınlayarak necaset akıtan o kanallardan ne farkınız var?...Kartel medyasının gazetelerinin arka sayfalarında boy boy kadın resimleri yayınlayarak,manevi tahribata yol açan,ahlaki dejenasyona sebeb olan bu zihniyetle,sizi aynı safta buluşturan ortak noktanız nedir?...Yahudi kasası,George Soros'mu sizi finanse ediyor?...Yardım toplamak için ilk çaldığınız kapı Milli Görüş'cüler...Gazete,dergi,kitap satmak için pazarladığınız yer ,Milli Görüş'cüler...İyi,ama;Hoca'ya ve Milli Görüş'e bunca ihanet,hakaret,ahlaksızlık niye?...Kuran'da bahsi geçen Talut ve Calut kıssasında olduğu gibi,illa Calut'un safında yer alacaksınız...Sizede bu yakışır zaten...Sizin tıynetiniz bu...Sütü bozuk sözde İslamcı medya...
DÖVİZ KURLARI
USD 8.7024     EURO 10.3111     IMKB 1383     ALTIN 491,064    
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:05
Güneş 04:55
Öğle 12:32
İkindi 16:27
Akşam 19:59
Yatsı 21:41