Spor Editör

[email protected] 16 Kasım 2015 Pazartesi 23:14 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ELAZIĞSPOR’DA BİTMEYEN KAN DEĞİŞİKLİĞİ-BEKTAŞ ÜZÜLDÜ, ÜZÜLMEZ GELDİ!


Yarım yüzyıldır Yönetim, teknik heyet ve futbolcu değiştirmekten bıkıp usanmayan Elazığspor lige verilen arada yine bir değişime gitti.

En köklü kulüplerden olan 48 yaşındaki Elazığspor’un 46. Başkanıyla çalıştığını söylersek her halde ne demek istediğimiz anlaşılır. Diğer yöneticilerin, Teknik heyetlerin ve futbolcuların çetelesini sayıp dökmek ise bir hayli zor.

Vizyondan mahrum, bir strateji ve planı olmayan insanların elinde şöhret devşirip bir yerlere gelmek için basamak yapılan bu kulübün bu gidişle ıslah olması da mümkün değil.

Birkaç istisna dışında, vermeden almak isteyenlerin bir numaralı altın yumurtlayan tavuk olarak gördükleri Elazığspor’un başına gelenler işte bu yüzden bitmiyor, bitmeyecek!

Elazığ ölçeğinde yüksek bilançolu bir işletmeden daha fazla paranın döndüğü bir kamu malı olan bu kulüpte kimin nereye ne kadar harcadığını ve aldığını bilmek mümkün değil.

4 yıla yakın zamandır Elazığspor’u tek başına yöneten Sayın Başkan Selçuk Öztürk’ün son değişiklikle birlikte 9 teknik direktör ve 130’a yakın futbolcu ile yol aldığını biliyoruz ama bunların bu kulübe maliyetini, daha doğrusu kârını ve zararını kendisinden başka kimse bilmiyor maalesef.

2000 yılından sonra ikisi Süper Lig, biri PTT 1. Lig olmak üzere elde edilmiş 3 şampiyonluk bulunmasına rağmen, Elazığspor’un sezon başında dümene geçirdiği teknik adamla sezon sonunu getirdiği yalnızca 2 sezon var.

2001-2002 futbol sezonunda Erol Tok ve 2010-2011 sezonunda Osman Özköylü’nün sezon boyunca takımlarının başında olduklarını kalan diğer sezonlarda ise en az 2 teknik direktör ile yola devam eden bir Elazığspor var!


Konu ile ilgili detay için tıklayın!

Gemi su almaya başladığında ilk atılacaklar listesinin başında teknik direktörlerin olması yalnızca kulübümüzün değil, neredeyse tüm kulüplerin genel yaklaşımı olsa da, Elazığspor’un son yıllarda kendine has yaklaşımlarını başka kulüplerde görmek ise zor.

İşini iyi bilen, tecrübeli, alanında söz sahibi teknik adamlar yerine ilk adımını Elazığspor’da atan acemi kaptanlarla bu gemi daha ne kadar yol alır bilinmez…

Bildiğimiz tek şey; yönetimiyle, teknik kadrosuyla, futbolcusuyla istikrar sağlanmadan körün taşı gibi bazen denk gelen geçici başarılarla bu kulüp kazanmaktan çok kaybediyor.

Parasını kaybediyor, taraftarını kaybediyor, heyecanını kaybediyor…

Futbolda sahada alınan sonuçlar yönetimlerin istediği doğrultuda olmaz ise, en geçerli usul takım hocasının kellesi istemek olur. Oluşturulan kamuoyunun desteğiyle kulübü yönetenler hemen kelle avcılığına soyunur ve suçlu ararlar. Bir numaralı suçlu zaten bellidir.

Yönetici, futbolcu ve teknik direktör üçlüsünde pozisyon itibariyle en zayıf halka hoca olduğundan fatura onlara kesilir ve yönetimlerin ifadesiyle “Kan değişikliği”ne gidilir.

Takımdaki hastalık Hocada mıdır yoksa takımı oluşturan diğer unsurlarda mıdır buna pek kimse bakmaz!

Hastalık kanda mı yoksa organizmayı oluşturan diğer organlarda mıdır bunun cevabını ise zaten ancak uzman olanlar bilebilir…

Neticede anatomisi bozulmuş bir bünyenin sık sık kan değiştirmesinin bir anlamı ve faydası olamamasına rağmen bu iş böyle devam edip gider.

Kan değiştirmek öyle “ben yaptım oldu” mantığıyla olsaydı tıpta ne mucizeler gerçekleşirdi yani.

Asıl mesele bünyeye uygun doğru kanı bulup istikrarlı bir yapı (vücut) oluşturmaktır!

Bunu yapacak kişi ise başkandan başkası değil. Tabi bunun için de; önce bir strateji ve ondan sonra kısa, orta ve uzun vadeli bir program olması lazım!

Ayrıca bu programı uygulayacak yönetimsel ve maddi alt yapının kurularak sağlam bir organizasyon ile hedefe yürümesi lazım!

Kısaca buna “Kurumsallaşma” deniyor!

Yani dememiz o ki; deneme-yanılma ile getir-götür ile bu işin yürümesinin mümkün olmadığı defalarca test edilip görülmüş durumda.

Sportif Direktör olarak tekrar görev alan Emrah Yıldız “getirelim” dediği için gelenlerin ömrü bu yüzden kısa oluyor. Sistemi kişiler değil, sistem kişileri yönetmedikçe daha çok gelen-giden izleyeceğimiz ise muhakkak!

Osman Özköylü’den bu yana gönderilen hocaların hiç birinin gönderilişleri doğru olmadığı gibi getirilen hocaların da akıbetleri genelde O’nun ki gibi oldu.  

Hem sonra gelenler çantalarıyla gelip sadece çantalarını alıp gitmiyorlar. Bu geliş gidişlerin bu kulübe bir maliyeti var, insanlarda bıraktığı izler var, bir de pek hesaba katılmayan küstürülenlerin ahı var!

Yap-Boz tahtasına çevrilen bu kulüpte mali işlere akıl sır erdirmek ise asla mümkün değil.

Şeffaflık adına tam bir buzlu cam olan Elazığspor Kulübü mali kongrelerinde el kaldırıp indirenler gerçekten gerçek hesapları biliyorlar mı sormak lazım!

Bir soruda Yönetime yani Başkana. Maliyeti yüksek olmayan ama kaliteli bir takım kurulduğunu kabul etsek te, bir kadronun hocadan önce sahadaki futbolunu etkileyen en hassas konu olan ödemeler ne alemde!

Bu futbolcuların hakedişleri zamanında ve söz verildiği gibi ödeniyor mu? Çünkü aldığımız duyumlar aksini söylüyor!

*****

Bayram Bektaş geçen sezon 6 bu sezon ise 11 hafta olmak üzere yarım sezonluk Elazığspor macerasını hatasıyla sevabıyla tamamlayarak ayrıldı.

Kişiliği bir yana ki (bizim konumuz değil) kendisini en başta kadro tercihleri ve adaletli forma dağıtmadığı gerekçesiyle çok eleştirdik.

Sahaya heyecan veren bir Elazığspor süremediği, takıma bir oyun planı aşılayamadığı, sözleriyle eylemlerinin tezat göstermesi, bazı futbolculara haddinden fazla tolerans gösterip bazı futbolcuların önünü tıkaması v.s. gerekçelerle bu köşeden çok serzenişte bulunduk!

Ancak O bildiğinden şaşmadı, bize göre hata olan yanlışlarında ısrar etti. Kendisine akıldânelik yapanların rotasından çıkmadı veya çıkamadı.

Sayın Bektaş Elazığspor’dan bu şekilde bir ayrılık yaşayacağını belki hiç aklına getirmemişti. Ayrılır ayrılmaz bazı takımlarla görüşmelere başladığı için belki fazla düşünme zamanı olmamıştır ama zaman bulduğunda; “Ben nerede hata yaptım!” diye İnşallah bir düşünür ve yaşadığı bu ilk tecrübeden bir ders çıkarır diyerek bundan sonraki hayatında başarılar diliyoruz.

*****

Gidenin arkasından fazla konuşmak doğru değil netice; eski bir Beşiktaş’lı gitti, yine eski bir Beşiktaş’lı geldi ve Elazığspor’da hayat devam ediyor.

Artık yeni hocamız futbolculuk yıllarında “Deli İbo” diye nam yapmış İbrahim Üzülmez!
Sayın Üzülmez’de tıpkı Okan Buruk ve Bayram Bektaş gibi teknik direktörlüğe ilk adımını Elazığspor’da atacak!

Kendisi başarılı olur mu bunu Allah’tan başka kimse bilemez. Cenab-ı Allah eğer yürü İbrahim derse yürür ve biz de böyle olması için hem dua eder hem de bunu can-ı gönülden isteriz.

Elazığspor Okan Buruk’u Süper Lig’e yolcu eden bir kulüp olarak şu anda Eskişehirspor’la temasta olan Bayram Bektaş’ı da yine Süper Lig’e terfi ettirirse ilki başaran bir kulüp olacak.

Tabi ki temennimiz bu kez ayrılık olmadan İbrahim Üzülmez’le birlikte Süper Lig’e yükselmek!

Sayın Üzülmez’in önünde acilen halletmesi gereken en önemli sorun bizce; Bektaş veya başkaları tarafından terazisi iyice bozulmuş takım içi adaleti sağlaması ve hak edenlere forma vererek takıma yeni bir heyecan getirmesidir.

Gerisi rahmetli Nasrettin Hoca’nın da dediği gibi; “Ya tutarsa!”

Haydi Bismillah!

 
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • hamza çetihn - 17 Kasım 2015 Salı 00:48
    BİZİM YÖNETİM HER ZAMAN DİŞİNE GÖRE TEKNİK DİREKTÖR GETİRİR VE SONRA İSTEDİĞİ GİBİ YER. İŞİ BİLENLERİ GETİRİP BAŞLARINA NİYE BELA ETSİNLERKİ YANİ. BU KULÜBÜ BÖYLELERİNİN ELİNE BIRAKANLAR UTANSIN!
DÖVİZ KURLARI
USD 6.7924     EURO 7.4406     IMKB 102649     ALTIN 377,523    
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:15
Güneş 04:59
Öğle 12:25
İkindi 16:18
Akşam 19:41
Yatsı 21:17