Spor Editör

[email protected] 28 Kasım 2015 Cumartesi 17:01 DİĞER KÖŞE YAZILARI

ELAZIĞSPOR’UN GELDİĞİ NOKTA!


Artık iyice gün yüzüne çıkmaya başladı ki, Elazığspor’un sahadan önce saha dışında halletmesi çözmesi gereken konular var.

Bunların başında ise maddi sıkıntı ve "takım gibi takım" olamama sorunu geliyor.

Yani Elazığspor’un puan cetvelindeki yerinden önce görülmesi gereken geldiği nokta burası!

Bu kulüpte kim ne iş yapar belli değil...

Başkan, kendisi ile teknik heyet ve futbolcular arasında köprü olsun diye bir Sportif Menajer getirmiş, adam kendi işi olmayan saha içi müdahaleler, maç kritikleri ve yorumları yapmakla meşgul.

Teknik Direktör, daha takımı tanımadan ayağının tozuyla ortaya düşmüş, kulübün sahipsiz olduğunu ispat etmeye ve elçilik vazifesi yüklenip destek bulma turlarına çıkmış.

Başkan derseniz, ya teknik direktörlerin kellesini alırken, ya da yarın öbür gün gönderilecek veya kadro dışı bırakılacak futbolcular olduğunda meydana çıkıp gerekçeler sıralamakla uğraşıyor…

Bu nasıl yönetim anlayışı, bu nasıl profesyonel kulüp!

7. Haftaya kadar yenilgi yüzü görmeden iyi kötü bir mücadele vererek giden takımla ondan sonraki takımın arasındaki fark, yönetimine ve teknik heyetine güvenen takımla güvenmeyen takım arasındaki farkı açıkça gösteriyor zaten.

Futbolcuların ödemeleri geciktikçe sabırların yavaş yavaş taşmaya ve sahaya sirayet etmeye başladığını görmemek için ise ancak kör olmak gerekiyor.

Cepleri boş kalan futbolcuların yüreklerini ortaya koymasını da kimse beklemesin yani. Neticede o insanlar ekmekleri için koşup ter döküyorlar.

Dememiz o ki; Geçen sene kazan kaldırmak için 28 hafta dayanan futbolcular bu sene 13 haftada umutlarını kesip kulübü TFF’ye vermeye başlamışsa bu sezonun sonu zor gelir!

Ucuz takım kurup fazla para harcamadık diye diye bu kulübün borcu eğer 50 milyona dayanmışsa bu ali cengiz oyununu birilerinin deşifre etmesi lazım. Tabi borç daha mı az daha mı fazla bunu net olarak kimse bilmiyor.

Haydi seyirci hasılatlarından vazgeçtik, en azından bu kulübün canlı yayından, spor totodan, lotodan, isim sponsorundan, reklam gelirlerinden, futbolcu satışlarından ve TFF’den gelen performans gelirlerinden kasasına ne kadar para girdiğini birisi çıkıp açıklasın da ondan sonra bu borcun nasıl oluştuğuna birazcık akıl sır ersin…

Mali genel kurullarda birkaç delegenin el kaldırıp indirmesiyle ibra edilen mali bilançoların gerçekte neler barındırdığını bilen tek Allah’ın kulu var mı bu memlekette!

Arada bir ekranlara çıkıp fedakârlık yaptığından dem vurarak kamuoyunun hissiyatını etkilemeyi iyi beceren Başkan’ın verdiği şeffaflık sözleri nerede kaldı!

Her şey Başkan’ın iki dudağı arasında, gelene de gidene de o karar veriyor. Kime ne verdiğini de, kimden ne aldığını da kendisinden başka bilen yok.

Her sene “Maddi destek bulamıyoruz!” teranesi Elazığspor’un ve Elazığ’ın hiç gündeminden düşmeyen kronikleşmiş bir mesele olarak devamlılığını sürdürüyor.

İşte tam da bu yüzden 4 yıla yakın bu kulübün başındaki Yönetim’in ortaya koyduğu yönetim tarzı kimseye güven vermiyor.

İstifa etmeler, sonra geri dönmeler nedir bu Allah aşkına!

Sevenden çok küskünler artmış durumda!

İnsanlar nereye gideceğini bilmediği bir yere niye para versin ki. Dolayısıyla beklenen maddi-manevi destekler gelmiyor, birileri de bunu Demokles’in kılıcı gibi kullanarak oturduğu yerden kalkmamaya bahane yapıyor!

Bizim tavsiyemiz bundan sonra kulübe maddi yardım yapacakların bizzat bu bağışlarını direk futbolculara ulaştıracak bir yöntem kullanmalarıdır. Yoksa artık dipsiz bir kuyu gibi atılanı yutan bir duruma gelmiş olan Elazığspor’da neyin nereye gittiğini bilmek ve hesap sormak mümkün gözükmüyor.

“Elazığspor Elazığlılar’ındır, simitçisinden en zenginine kadar herkesin malıdır, tüyü bitmemiş yetimin hakkı vardır, ortak marka değerdir v.s” söylemlerle yola çıkıp, ortak akıl mekanizmasını bir kenara koyarak, kulübü babasının çiftliği gibi yöneterek, hesap kitap vermeyerek hiç bir dinamik harekete geçirilemez ve bugüne kadar geçirilemediği de zaten ortada!

Geçen hafta teknik direktör değiştirmekle kalmayıp üstüne bir de para kaynağı bulduğunu ilan ederek ünlü işadamı Erdal Acar’ı Aralık’taki kongrede "Onursal Kongre Delegesi" ilan etmeye hazırlanan kafadarlar şunu çok iyi kafalarına soksunlar ki,  son olarak yapılan bu iki transfer bir süreliğine taraftarın gazını alsa da, eğer acilen futbolcuların biriken gazını alamazlar ise bu mekanizma çok kötü patlayacak!

Elazığ deyimi ile “Guru guruya gadan alamla” bu teker artık dönmez; Bizden söylemesi.


Ha, bizim işimiz sağlam evraklarımız hazır temlik koyar gideriz denirse, burada asli görev o zaman bu şehrin sahiplerine ve maliyecilere düşür tabi.
 
Devre arası transfer felan düşünmek ise şimdilik ham hayalden başka bir şey değil!

*****

Birkaç kelamda çiçeği henüz burnunda olan Sayın hocamız İbrahim Üzülmez üzerine edelim.

Daha takımını, yönetimini ve Elazığ’ı tanımadan ayağındaki tozuyla bazı adımlar atmaya başlayan Sayın İbrahim Üzülmez’e nasıl bir yere geldiğini birilerinin hatırlatması lazım.

Anlaşılan kendisi hiçbir araştırma yapmadan çatkapı gelmiş buraya.

Ve belli ki, kendinden önceki teknik adamların başlarına gelenlerden de hiç haberi yok.

Bi kere kariyerine yeni başlayan Üzülmez’in kısa zamanda üzülmemesi için en başta şunu bilmesi lazım. Teknik adamların işi yönetimlerin postacılığını yapmak, mali konularda elçilik üstlenmek felan değildir.

Daha elindeki kadroyu bile tanımadan, futbolcusunu dinlemeden, bu kulüpte parasal işlerin nasıl döndüğünü anlamadan, 1 hafta sonra tesisler dışına çıkarak vazifesi olmayan konularda ziyaretler ve açıklamalar yapıp kendini yıpratması doğru değil.

Başkan, yönetimdekiler ve Sportif Direktör ne iş yaparlar bu kulüpte!

Sıkıntılar varsa onlar söylesin. Sözleşmende destek aramak, para bulmak gibi bir madde mi var senin kardeşim!

Olamaz tabi, ama teknik adamlar bu işlere niçin bulaştırılıyor veya niye heves ediyorlar anlamak mümkün değil.

Sayın Üzülmez’e tavsiyemiz; Eğer bu konulara giren Osman Özköylü, Yılmaz Vural ve Bayram Bektaş’ı aforoz edip kapı önüne koymuş bir yönetimle çalıştığını bilmiyorsa, ya açıp bu insanlara sorsun ya da haber arşivlerinden bu konuları araştırıp bir okusun!

Futbol bir oyun olmaktan çıkalı çok oldu. Futbol artık içinde büyük paraların döndüğü bir ticaret ve endüstri haline gelmiş bulunuyor.

Futbol bir endüstri ise ki öyledir, o zaman teknik adamlara düşen görev elindekini tüketmek ve birilerinin kesesi için çalışmak değil,  futbolcu üretmek, yetenekler bulup geliştirmektir.

Yani teknik adam demek sadece antreman yaptıran, kondisyon yükleyen, teknik-taktik üreten kişi değildir.

Teknik direktör, eldeki malzemeyi iyi işleyip pas tutanları parlatarak, üstüne yeni cevherler keşfedip onları kullanıma sürerek çalıştığı kulübe ek katkı veren kişi demektir.

Bu düşüncede ve birikimde olanlar kalıcı diğer tipler ise her zaman yolcudur!

Sayın Üzülmez; “Bu takımı ben kurmadım” diyerek iç dünyasında kendini haklı çıkaracak bir düşünce içine girerse ilk stajını yaptığı Elazığspor’dan çok erken yolcu olabilir!

Taraftar hangi şartlarda görevi kabul ettiğini çok iyi bildiği Üzülmez’den mucize değil sadece şunu bekliyor.

Birilerinin kefenin bir tarafına koyduğu ağırlıkla bozduğu adalet terazisinin dengesini yeniden kur ve forma savaşına zemin hazırla hepsi bu!

Sayın Üzülmez eğer bir yerden başlayacaksa işte buradan doğru adımlar atarak başlasın ve ülke futbolu iyi bir teknik adam kazansın istiyoruz.

Yoksa…

*****

Şimdi gelelim Gaziantep BŞB maçına.

Maçın değerlendirmesine geçmeden önce Bordo Beyazlı oyuncuların bu maça nasıl bir halet-i ruhiye ile çıktığını gelen bazı duyumlardan dolayı az çok tahmin edebiliyorduk.

Paralarını alamadıkları için birkaç futbolcunun TFF’ye başvurduğu ve diğerlerinin de bu maçtan sonra ödemeler yapılmaz ise başvuracaklarını öğrenmiştik.

İlk 30 dakikalık bölümde şimdiye kadar olduğu gibi deplasmanlarda iyi bir görüntü veren Elazığspor izledikten sonra kimin ne yaptığı belli olmayan ve sahada adeta ruhsuz bir takım izledik.

E, neticede ruh cana bağlı. Can rahat olmayınca ruh ne yapsın!

Neyse; ilk yarım saatlik bölümde rakipten daha iyi bir oyun ortaya koyan ve özellikle Tom’la tehlikeli ataklar geliştiren Elazığspor beklenmedik bir anda 1-0 yenik duruma düştü.

G. Antep BŞB ileri uç elemanları cezaalanımız önünde 5-6 pas yaparak perdeyi açan golü bulurken, 4 kişilik defans bloğu ve kaleci Serdar’ın yaptığı sadece seyretmek oldu.

Sırp golcü Kojic usta bir golcü vuruşu ile Serdar’ı yerinde dondurup fileleri havalandırarak takımını 1-0 öne geçirdi.

Maçın kırılma noktası ise 42’de Mehmet Yiğit’in hakem kurbanı olarak kırmızı kartla oyundan ihraç edilmesi oldu.

Tabi Mehmet Yiğit’in de hatası büyüktü. Bu seviyede olan bir oyuncunun ortasahada gelişmekte olan bir atakta hakem ve rakibe koz verebilecek böyle bir riske girmesine gerek yoktu ama olan oldu!

Kolu kanadı kırılan Elazığspor’un ikinci yarıda ne yapacağı merak edilirken, gözler teknik direktör İbrahim Üzülmez’in yapacağı hamlelere çevrilmişti.

Beklenen hamle gelmedi ve takım aynı 11’le ikinci yarıya çıktı.

10 kişi kalmış Elazığspor’a karşı ikinci yarının en başından itibaren top koklatmayan ev sahibi takım yine göstere göstere 2. Golü bulunca film koptu.

Her iki golde de takımın en iyi bölgesi denilen defans adeta nal topladı.

İlkinde Kojic’in vuruşunu izleyen defansımız bu kez 7 kişi ile kalesini savunamadı.

Kalabalığa rağmen konsantrasyonu bozulmuş defans kornerden gelip direkten dönen topun Umut Sönmez’in önüne düşmesine engel olamadı ve Umut Sönmez takımının umutlarını arttırırken, bizim tüm umutlarımızı da söndürmüş oldu.

Golden 3 dakika sonra oyuna müdahale etme gereği duyan İbrahim Hoca geçen hafta şansına iki gol atan Ümit Tütünci’yi kenara alıp yerine genç Halil’i sürdü.

İleride hiç bir varlık gösteremeyen Ümit takım savunmasına da hiçbir katkı vermemesine rağmen 60 dakika boyunca niçin sahada tutuldu bilemiyoruz!


Bilemediğimiz bir konu daha var, o da Lamjed Chehoudi. Bu takımın önceki başarılarında önemli katkısı olan bu oyuncuya ne oldu nerelere kayboldu. Diğer bazı oyuncular gibi O'nunda mı fiişi çekildi. Haftalardır neden kadroda yok diye sormadan geçemiyoruz...

Darmadağın, kimin ne yaptığı hangi bölgede oynadığı belli olamayan ve herkesin kendine oynadığı maçta dakikalar ilerledikçe rakip 2-0 önde olmanın avantajı ile bariz üstünlüğünü devam ettirdi.

İlk yarıda 3 pozisyon üretebilen Bordo Beyazlılar ikinci yarıda sadece 1 pozisyona girebildi.
Üzülmez 75. Dakikada son bir ümit olarak gününde olmayan Kaptan Serdar’ı  oyundan alarak bu kez diğer bir genç oyuncu Berk’i sahaya sürdü.

Kalan 15 dakikalık bölümde geri dönüş sinyali vermeyen bir oyundan sonra çok kritik bir 3 puan daha kaybedildi.

Rakip aradaki 3 puan farkını kapatarak son iki haftalık yarasını sararken, Bordo  Beyazlı oyuncular akibeti meçhul Alanya maçı öncesinde 1 günlük izine çıktı.

Dönüşte neler olacak, rotasyon mu, revizyon mu, kadro dışılar mı artık bilemiyoruz.
Kim kimden ne hesap soracak bekleyip göreceğiz.

Bu arada ev sahibinin boş tribünlere oynadığı maçta takımlarını yalnız bırakmamak için 3 otobüsle G. Antep’e giderek destek görevlerini yerine getiren Bordo Beyazlı taraftarlarımızı da tebrik ediyoruz.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
DÖVİZ KURLARI
USD 6.7924     EURO 7.4406     IMKB 102649     ALTIN 377,523    
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:15
Güneş 04:59
Öğle 12:25
İkindi 16:18
Akşam 19:41
Yatsı 21:17