Spor Editör

[email protected] 31 Ekim 2015 Cumartesi 20:34 DİĞER KÖŞE YAZILARI

TAŞLARI OTURTAMAYAN BEKTAŞ!


Altınordu yenilgisi ile başlayan deprem A. Demir karşısında artçılarla devam etmesine rağmen gereken tedbirler alınmayınca Karşıyaka ve ardından Samsun’dan gelen dip dalgası büyük hasara neden oldu.

Haftalar ilerledikçe taşların yerine oturması beklenen Elazığspor Süper Lig yolunda bu hafta ağır bir darbe daha aldı.

İşin başında; eksik taşlar tamamlanacak, yıprananlar tamir edilecek diye açıklanmasına rağmen  %’de 90 malzeme değiştirmeyi tercih eden üst aklın takım olmak adına istediği 5-6 haftalık süre ise çoktan geride kaldı.

Harcın karılıp yeni binanın yapımına başlanmasının üzerinden tam 10 hafta geçti, yani neredeyse 3’te 1’lik yol alındı.

Geride kalan haftalar değerlendirildiği zaman Göztepe ve A. Demirspor hariç, hedefi olan rakiplerle de henüz karşılaşılmadığı hesaba katıldığında, son 4 haftada alınan 3 yenilgi aslında güçlü bir sıva ile kapatılmaya çalışılan bütün çarpıklıkların meydana dökülmesine vesile oldu.

Köşe taşlarını en baştan yanlış yerleştiren BEKTAŞ ustanın bağlantıları da hatalı yapması, kırılgan yapıdaki bu yapının baskılı ve kuvvetli denemeler karşısında dayanamayıp çökmesi mukadder bir sonuç.

Bırakın taşların oturmasını, binanın temelden çürük olduğunu görememek ise en büyük handikap!

 “Yol üstünde inşaat yapana akıl veren çok olur” derler. Ama bizim usta “bildiğim bildik, çaldığım düdük” diye inadına devam edince olanlar oldu.

İyi niyetle akıl verenleri iplemeyip, bir de ipi şahsi menfaati dışında başka hesabı olmayanların eline vermesi, artık teraziyi doğru tutup gönyeyi sağlam almasına imkân vermedi.

Herkes çok bekledi ama BEKTAŞ maalesef taşları bir türlü yerli yerine oturtamadı.
Şimdi, tam yıkılmadan eldeki malzeme ve destek takviyelerle yolun yarısına sağ selim kavuşmak önem arzediyor.

Sonuç;

Daha önceden tanıdığı zemin ve binayı çok iyi tahlil eden eski usta Ümit Özat geldi, ipini çekenlere ve selefine iyi bir ders vererek istediğini alıp gitti…

Zemin etüdü iyi yapılmadan acemi ustalara teslim edilen bu binanın daha ne kadar ayakta kalacağını ise zaman ve atılacak adımlar gösterecek diyerek kısaca Samsunspor yenilgisinin değerlendirmesine geçelim.

*****

Geçen hafta liderlik şansını puan kaybederek iyi değerlendiremeyen iki takımdan sahaya bir önceki maçtan ders alarak iyi motive olmuş ve hazırlıklı çıkan konuk Samsunspor’du.
Maçtan önce rakibi iyi tahlil ettiğini söyleyen Bayram Hoca ve sportif menajerimiz zor maçtan çok ümitliydiler.

Oysa; Ümit Hoca’nın takımını yenerek liderlik koltuğuna oturma planı yapan iki kafadarın hesabının çarşıya uyması mümkün değildi.

Çünkü 10. Haftaya gelinceye kadar yapılan hatalardan hiç ders çıkarılmamış, üstelik yeni maceralar peşinde koşulmuştu.

Sıcağı sıcağına yapılan maç sonu değerlendirmelerindeki tutarsızlığı nedeni ile eleştiri alan genç teknik adam Bektaş, son olarak üzerinden zaman geçmesine rağmen Karşıyaka yenilgisine yine doğru tespitler getiremedi.

 Samsun maçı öncesinde: “İnşallah hava güzel olursa ve dolayısıyla sahanın zemini de bozulmazsa istediğimiz futbolu oynayarak Samsunspor’u burada devireceğiz.” Diyen Bektaş Salı günkü basın toplantısında 3 şartlı garip bir açıklama daha yaptı.

Samsunspor’u devirecek şartlara madde madde bakacak olursak;

1- Havanın güzel olması: Havanın güzel olacağının günler öncesinden bilmek mümkündü, bunu geçelim.
2-  Sahanın zemini: Atatürk Stadı yağmur yağsa bile Türkiye’de en güzel zeminlerden birisine sahipti, bunu da geçelim.
3- İstediğimiz futbolu oynarsak: Ha işte bütün mesele burada!

İstenen futbolun oynanabilmesi için asgari neler gerekli diye sorulacak olursa; Rakibin çok iyi analiz edilmesi, kendi elindeki malzemenin en verimli şekilde kullanılması, moral motivasyonun yanında bir de yeterli fizik-kondisyon sağlanması her halde soruya verilecek en kestirme cevaptır.

Elazığspor’u iyi tanıyan ve üstelik kuyruk acısı olan bir Hoca’nın başındaki takım karşısında yukarıdaki asgari şartları yerine getiremeyen bir takımın kazanması mümkün olabilir miydi!

Olamazdı ve nitekim olmadı…

Neden olmadıya gelince;

Ön liberoları yani orta sahası oyun kurma özelliğinden mahrum olan Elazığspor’da beyinsizlik sorunu bu maçta da devam ediyordu.

Üstelik Samsunspor’un maça ileride baskı kurarak başlamasıyla panikleyen defansa sürekli hata yapan orta saha da eklenince, rakip daha maçın başında hiç beklemediği kadar rahat bir oyun sergilemeye başladı.

Hocasının yüklediği zoraki görevini yapmak için çırpınan zavallı Traore’nin ilk hatasını affetmeyen Mustafa Sevgi’nin 7. Dakikada faturayı gol olarak kesmesi maçın çok zor geçeceğini ve 3 puanın öyle çantada keklik olmadığını gösterdi.

11’de Traore’nin cezalanı dışında vurduğu bombeli şutu üst direğin yarım metre üstünden dışarı çıkarken, 1 dakika sonra Serdar’ın yakın mesafeden vurduğu kafa vuruşunu kaleci Bekir kontrol ettiğinde tribünler henüz ümidini koruyor ve güzel destek veriyordu.

15. dakikada Özat’ın ilerideki en önemli kozlarından birisi olan Ofoedu’nun sakatlanıp çıkması Samsunspor’un hızını keser mi diye ümitlendik ancak yerine giren Musa Aydın’ın ondan geri kalır tarafının olmaması Elazığspor’a oyunu forse etme imkânı vermedi.

İlerleyen dakikalarda kaleci Serdar’ın mutlak gol tehlikesi sayılabilecek 3 pozisyonda yaptığı kurtarışlar tribünleri sürekli diri tutarken takımın kendisine gelmesine ise yetmedi.

Oyun kurmaktan çok rakibin baskısı altında hata üstüne hata yapan takımda kabak yine Traore’nin başında patladı. Hatalı geri pasında rakibe ilk golün adeta pasını veren genç oyuncu bu kez orta alanda kaptırdığı topun Kone tarafından gole çevrilmesiyle tribünlerden tepki almaya başladı.

Geçen sezon isyan olayında uçurumun kenarından aldığı kulübüne Elazığ’lı bir futbolcu olarak verdiği katkılar bir yana; 5 yıllık tecrübesiyle bu takımda bütün hocalar tarafından ön liberonun değişmez adamı olarak dikkat çeken Murat Kayalı’nın yine 18’e dahi alınmayışı hem bu futbolcuyu hem de bu bölgede başarılı olması mümkün olmayan Traoye’yi yavaş yavaş bitirme noktasına getirdiğini görmek çok üzücü.

Seyircinin tepkisini gören ancak Traore’den libero olmayacağını hala göremeyen Bayram hoca daha fazla risk almayarak ikinci yarıya Traore yerine Ümit Tütünci ile başlamayı tercih etti.

Maç 2-0 devam ediyordu. O yüzden golcü bir oyuncuyu sahaya sürerek netice almayı düşündü normal olarak.

Oysa futbolculuğunun sonbaharını yaşayan Ümit’in bu maça kadar kendisine tanınan 121 dakikalık sürede kapasitesini ve neler yapabileceğini herkes görmüştü.

Neyse, tercih edilen veya eldeki malzeme bu deyip geçelim.

Soyunma odasından çıkan Elazığspor’un içeride nasıl bir taktik aldığını göreceğimiz ikinci 45 dakika başladı.

İkinci yarının başlarında Kaleci Bekir’in çataldan çıkardığı Mehmet Yiğit’in çok sert şutu ve Cleyton’un kendi çabası ile 86’da sürükleyip götürdüğü ancak defansının son anda kornere attığı pozisyon dışında yine fazla bir varlık gösteremeyen Elazığspor’un bu yarıdaki oyunu ilk yarıya göre biraz daha umut vericiydi.

Beklenen gol her zamanki gibi yine iki ustadan geldi. Cleyton’un nefis korner atışına kalecinin önünde çok iyi yükselen kaptan Serdar 75’te kafa ile topu filelere göndererek kalan dakikalar için umudun sürmesini sağladı.

Ancak ilk yarıdaki gibi önde baskı kurmaya devam eden konuk ekibin kontraataklarla sıkıştırdığı Elazığspor kalesi yine çok önemli 3 tehlike yaşadı. Bir şutu direkten dönen Samsunspor, Kone’nin ara pasında Musa’nın kullanamadığı fırsat ve uzatmada Binya’nın kritik müdahalesi farkın açılmasına engel oldu.

Bu maçta kaleci Serdar ile birlikte Mehmet Yiğit ve gerilere kadar gelerek top almaya çalışan tek golün sahibi Serdar Özbayraktar dışında beklenenin üstünde iş çıkaran olmadı.

Akılda kalanlar ise; Tom’un yokluğunda artık çalışmaz hale gelen kanatlar, kimin ne yaptığını veya yapacağının bilincinde olmadığı bir oyun düzeni ve güçlü rakipler karşısında tel tel dökülen bir defans.


Sonuçta Samsunspor, Elazığ deplasmanında akıllı ve iştahlı oyununun yanı sıra Elazığspor’a oynama imkânı vermezken, Bayram hocanın kadro tercihi ve hamleleri mağlubiyete zemin hazırladı.

Ligin 10.Haftası geride kalırken, Elazığspor yedek kulübesinin halen daha hazır olmayışı ve sonradan oyuna giren futbolcuların maçı çevirmede etkisiz kalması Elazığspor’un en önemli handikapı olmaya devam ettiği bir kez daha net olarak görüldü.


3 hafta önce Altınordu'ya namağlup unvanını veren Elazığspor dünde Samsun karşısında ilk iç saha yenilgisini tadarak liderliği rakibine hediye etti.

Hani teknik heyetlerin “takım olmamız için bize 5-6 hafta lazım” diye meşhur bir sözleri vardır ya, bu takım 10 haftayı geride bıraktı ancak takım olamadığı ortada.

Perşembe’nin gelişini Çarşamba’dan söyleyenlere aldırmayanların, hatta onları ağır sözlerle suçlayanların şimdi bir araya toplanıp gülmek yerine “biz nerede hata yaptık” deme zamanı gelmiştir umarız.

Tom’un yokluğunun maliyeti pahalıya mal olurken, kanatsız ve forvetsiz kalan bu takımın daha nereye kadar ustalarla yol alabileceğini kestirmek ise gerçekten zor bir tahmin.

Kim nerede ne hata yaptığına bakarak inadı bırakıp doğrulara gelirse belki ilk yarının sonuna kadar çok büyük bir kayıplar yaşamadan Süper Lig hedefinden kopmamış oluruz diye temenni ediyoruz.

Üç kez önüne gelen liderlik şansından birini değerlendiren Gakgolar’ın eline böyle bir fırsat bir daha ne zaman geçer onu da ancak Allah bilir.

Karabük’ü deplasmanda devirip liderlikten eden Boluspor karşısında Allah yardımcımız olsun!

*****

Elazığspor’u saf ve samimi duygularla severek takip eden bir kısım taraftarımız basında veya sosyal medyada çıkan eleştiriler karşısında, ilgi alanları dışındaki bazı hususlardan haberdar olmadıkları için doğal olarak bazı insanları sahiplenme ve savunma duygusuyla hareket edebiliyorlar.

Sadece puan tablosundaki yerine bakılarak başarılı gibi gözüken takım örgüsünde teknik heyet ve bu transferleri yapanlar niye bu kadar eleştiriliyor diye düşünenlerin şunu bilmesi lazım.

Bir kere Elazığspor’un şu an itibariyle bulunduğu bu noktanın iyi bir kadro veya teknik heyet becerisi ile değil, birkaç usta oyuncunun katkıları ile gelindiğini istatistikler zaten apaçık ortaya koyuyor.

Dolayısıyla bizim derdimiz asla ve kat’a ne Bayram Bektaş’ı ne de bazı futbolcuları yıpratmak değil. Bugüne kadar hiçbir teknik adamı da belden aşağı vurarak yıpratmadık. Hatta başarı için futbolcu istikrarı ile birlikte teknik direktör istikrarının da sağlanması gerektiğini her zaman dile getirdik.

Bizim derdimiz; bundan önce olduğu gibi teknik heyete dışarıdan yapılan veya dayatılan baskılar sonucunda kulübün maddi-manevi zarar görmesi endişesinden başka bir şey değil!

Bilindiği üzere istikrarlı bir takım olabilmenin yolu sadece sahadaki oyunculardan geçmiyor. İstikrar ve başarının yolu; ili yönetenlerin yanısıra kulübü yönetenlerin, teknik heyetlerin, taraftarların, kulüp çalışanlarının ve tabi ki yazılı ve görsel medyanın bütünleşmesinden, heyecan ve duygularını aynı hedef doğrultusunda birleştirmesinden geçiyor.  

Genelde Elazığ’ın özelde de Elazığspor’un uzun yıllar ihmal edilen en büyük sorunu da bu değil mi zaten!

Eleştirilere kulak tıkayarak, büyük değerlerin küçük hesaplara kurban edilmesi sonucunda bazen geriye gitmekten, bazen olduğumuz yerde saymaktan bir türlü kurtulamıyoruz işte.

Neticede basının kamuoyu adına üstlendiği bir görevi de, yapıların içine virüs gibi sızmış birilerinin kurduğu kumpas ve kumpas içinde dönen alangirli işlere mercek tutmaktır…
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • sabri tanrıkulu - 03 Kasım 2015 Salı 21:57
    Sevilen birisiydi ama her geçen hafta kendi eliyle kendisini rezil ediyor. Bu adam çokmu inat yoksa baskı altında mı. BAşkan ne güne duruyor, bu kulüpte dönen oyunlara niye seyirci kalıyor.
  • Suat YENTÜR - 02 Kasım 2015 Pazartesi 10:07
    UZUN YOLDA 4 VİTES İLE 150 KM HIZ YAPILIRSA HEM MOTOR BAĞIRIR HEMDE HEMDE HARALET YAPMAYA BAŞLAR DEVAM EDERSENDE MOTORU YAKARSIN. BU KAFA YAPISI İLE HİÇ BİR ŞEY OLAMAYACAĞINI TAAAA ANKARA'LARDAN GÖRÜYORUM. TAKIMIN BAŞINDAKİ BUNU GÖREMİYOR VE KURDUĞU DÜZENDE İNAT EDİYORSA LÜTFEN KENDİSİNİ ÖPÜN VE GÖNDERİN.DİKKATİNİZİ ÇEKERİM ALINAN 5 MAÇTAN 2 SİNDE DE SERDARIN FIRSATÇILIĞI VE BİRAZDA ŞANSLA ALINMIŞTIR. KADRODA ÇOK KALİTELİ VE BU LİGİN ÜSTÜNDE OLAN OYUNCULAR VARDIR.YOL YAKINKEN TAKIMIN BAŞINA BU LİGDE KAŞARLANMIŞ BİR HOCA GETİRİLMELİDİR.
  • hakan - 01 Kasım 2015 Pazar 22:53
    Başkan'ın da canına tak etmiş, dün katıldığı tv programında artık sabrım taşmaya başladı demiş
DÖVİZ KURLARI
USD 6.7924     EURO 7.4406     IMKB 102649     ALTIN 377,523    
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ELAZIĞ ⇓
İmsak 03:15
Güneş 04:59
Öğle 12:25
İkindi 16:18
Akşam 19:41
Yatsı 21:17